fenerbahce

sayesinde fm coderlarının zorlanacağı futbol takımı. her sene zaten yabancı karmaşasından adamlar sürekli yeni yeni kural kodları yazıyorlardı şimdi birde avrupadan men et sekmesi eklemek zorunda kalacaklar. yazık günah.

universite

dersi derste öğrenme fenomeninin kaybolduğu yerdir.

orda motto şudur ki;

biz size nasıl öğreneceğinizi öğretiyoruz.

niang vs drogba

rıdvan dilmenin henri bienvenü için yavru niang diye bir lafı var idi vaktiyle %100 futbolda, bu da onun gibi yavru drogba ya da daha yakın bir örnek;

<bkz: küçük enişte>

emre belozoglu

tüm aktivitelieri için;

<ara: kürkçü dükkanı>

cocuga arapca isim koymak

farkı sanıyorum ki;
<bkz: ahenk>

zararli aliskanliklar

yapmak zorundayım, özlemiştim de zaten.

<bkz: anket>
<bkz: tanım>
<bkz: tanımsız bkz>

zekeriya beyaz

sanıyorum kendisi kurban klasiği falan olmak istiyor. yani yılbaşı gecesi çıkan dansöz gibi düşünüyor kendisini sanırım, kurban bayramı yaklaşınca milletin onu özlediğini düşünüyor belki de. kendini nurhan damcıoğluyla kıyaslaması garip tabi, tıpkı yüklemsiz cümleler gibi.

dayaktan sonra soylenen ilk soz

söz müdür bilemem ama;
aaaaaahhhhhhhhhh

tsk nin terorle mucadelede yeni taktigi

"nasıl yani? bu başlık en az 5-6 yıllık sözlükte yeni mi açıldı. "

bana bu izlenimi veren başlık. zira sık duyduğumuz, okuduğumuz manşetlerden biri.

tempo

radyolar için bir reklamı vardı bu dergini. hızlanan bir sesle sürekli perşembe günü yayınlanan haftalık dergiyi, perşembe tempo günüdür kıvamına getirmek isterdi.

cuma cumartesi pazar pazartesi salı çarşamba tempo tempo derdi reklamda.

gece yatmak bilmez sabah kalkmak bilmez

o adam birde üstüne memur olursa, üstüne birde işine 1.5 saatlik bir yerde ikamet ederse sabah 8 de iş başı olursa...

nolur?


pazar hiç uyumaz işe gider, pazartesi iş çıkışı uyur salı günü kalkar salı hiç uyumaz çarşamba işe gider geldiği gibi uyur perşembe işe gider perşembe hiç uyumaz cuma işe gider cuma işten gelir gelmez uyur. cumartesi uyanır takılır, bakınır, sabaha karşı yatar, pazar akşam uyanır sonra tekrar ;

pazar hiç uyumaz işe gider, pazartesi iş çıkışı uyur salı günü kalkar salı hiç uyumaz çarşamba işe gider geldiği gibi uyur perşembe işe gider perşembe hiç uyumaz cuma işe gider cuma işten gelir gelmez uyur. cumartesi uyanır takılır, bakınır, sabaha karşı yatar, pazar akşam uyanır sonra tekrar ;

pazar hiç uyumaz işe gider, pazartesi iş çıkışı uyur salı günü kalkar salı hiç uyumaz çarşamba işe gider geldiği gibi uyur perşembe işe gider perşembe hiç uyumaz cuma işe gider cuma işten gelir gelmez uyur. cumartesi uyanır takılır, bakınır, sabaha karşı yatar, pazar akşam uyanır sonra tekrar ;

<bkz: tempo dergisi reklamı>

burokrasi

devlet veya dengi büyüklükteki organizasyonların, iç veya dış kaynaklı, yetki yetersizliği sorumluluk sahası iş tanımı eksikliği mevzuat açığı gibi nedenler sunulsa da nedeni tam olarak anlaşılamayan, çözümüde sistemin mevcut büyüklüğüyle mümkün görünmeyen ve ancak bireysel ben yaptım oldularla bireysel çözümler getirilebilen sorunlara verilen genel ad.

bir nevi devletin kendi kendini yönetememesi.

mesela;

657 ye bağlı çalışan bir devlet memuru mesai saatlerinin bir kısmını da dersleriyle kapsayan yüksek lisans yapabilir mi?

yapabilirse; devlet memuru mesaisini bölemez ki..
yapamazsa; eğitim hakkı engellenemez ki..

gibi.

memur

ilk izlenimlerimi aktaracak olursam. mühendislik için, işe yeni başlayan biriyseniz, kpss puanları yüksek ancak maaş birçok kurumun teklif ettiğinden fazla, özellikle tecrübe edinebileceğiniz kit diye tabir edilen yerlerde 1-2-3 sene çalışılıp sonra özel sektör tercihi yapılabilir. mesai mevhumu falan güzel şeyler, cumartesi gelmemek etmemek. amma öyle birşey var ki, kısır döngü, sonuçsuz çaba, aklınıza gelen tüm benzeri anlamlı kelimeler kifayetsiz kalır, iç hiyerarşi. tamam kimse kimsenin patronu değil ama ast üst yaklaşımı olmak zorunda. işte burada olay şu noktaya tıkanıyor;

üstünüz, patronunuz değil müdürünüz değil ama üstünüz, beğenmese sizi kovamaz, maaşınıza dokunamaz, ama yükseltemezde. bunun neticesi noluyor. gün doldurma niyetiyle işe gelen beklentisiz, iş verimliliğinden uzak insanlar. hee zaten garanti dedikleri şeyde bu. cami duvarına işemedikçe kimse size kalk ordan şuraya geç demez. amma tamamen kendinizi işe verseniz afferin aslan sen artık şunun başına geç de demez. sizden birşey isteneceği zaman tüm üstleriniz bunu tekrarlar, ki ben söyledim yaptı olsun. amma siz birşey isteyeceğiniz zaman herkesin yetkisi dışında kalır. yani kimse kuralı kaideyi tam bilmez. herkes belli bir kısmına hakimdir olayın.

ve burada lanet olası bir kavram bu anlayamadığınız şeylerin tanımı olarak karşınıza çıkıverir.

<bkz: bürokrasi>

bu satirlarin yazari

yüklemsiz tümce, bir nevi koşu yoluna atılmış pas nevinden cümlelerden biri,

ben bunu yapanın
gelmişini geçmişini
onu bir yakalarsam

gibi

ayrıca içerisinde hem isim hemde sıfat tamlaması var.

gelişine güzel vurulursa espri de çıkabilir. burdan ekmek yiyenler olur vs.

exnihilo

lan ben geldim 4 sene sonra adam gitmiş. dükkan kapatılıp gidilir mi ya

lafmacun org

üniversiteye hazırlanıyordum bu işe bulaşmadan evvel. lise son falandım, sıradan liselilerin aksine vaktimi burası için geçiriyordum. faten vardı, ikiekmekbimaltepe vardı, istanblue vardı, exnihilo vardı, hicbisee vardı, cayvesigara vardı belki hala varlar bilmiyorum. o zamanlar deli gibi okuyor bir o kadar da yazıyordum, yıl 2006 civarları işte, tabi o zamanlar böyle yandan reklam falan yoktu en fazla google'ın olayları hepi topu 3 tane de arayüz. sonra üniversiteyi kazandım ettim, umbilicusla tanıştım, eski bir nicki vardı da hatırlayamıyorum. neyse efendim, gel zaman git zaman evde internetim yokken şu merede gireyim bir bakayım diye internet kafelere gittiğim vakitler olmuştu bir ara, bir gün o yazıyla karşılaştım. karşılaştığım yazıyı tam hatırlamıyorum, mood 3 falan yapılıyor, yenileniyoruz, tadilat nedeniyle kapalıyız gibi birşeylerdi.

neyse sonra yavaş yavaş kopuldu, edildi. zirve üstüne zirve olurdu buralarda bir zamanlar. parantez içinde 3-4 entry gece 4-6 seansına hasdı. çoğu zaman epeyce aktifti.

gerçi sonra piyasa da çoğaldı. yeni sözlükler açıldı eski sözlükler yazar aldı. insanların işi gücü çıktı vs. derken buralar yavaştan ölü şehir havasına girdi. sonra son sınıftayım bir baktım adı falan değişmiş. arada ben lisans mezunu oldum. askere gittim, yüksek lisansa başladım. zannımca kendimi geliştirdim. sözlükde kendini teknik anlamda geliştirdi. bir zamanlar yüzyılın buluşu cincırdan sonra en merak ettiğim şey laflogdu.

ancak gel zaman git zaman ortam kayboldu sanıyorum. tamda ben günde 2,3 saat sözlük okuyabilecek bir iş bulmuşken. tabi ben iş buldum diye yapmış olduklarını düşünmüyorum zaten uzun bir süreçti. sürekli aktiflik isteyen bir platform internet. o yüzden verilen kısmen uzun soluklu aralar,ki birini tıbbi anlamda yardım istenen bir mesaj sonrasında bitirmişti ex, sonuçta bakıyorum da. neyse...

buralarda radyolar vardı gece 3 te erkan oğurdan 10 dakkaya yakın bir ömürlük misafir'i çaldırıp sonra sunucu tarafından eveett çok güzel de uyutuyor diye kesilen. insanlar siyasete girip birbirine sallardı, komediler çıkardı. özlemiştim. bulamadım.

neyse sağlık olsun

buralardayım, bakıyorum, takip ediyorum. ayrıca billards pool da güzel oyun.

saygılar efem.

iliskiden iliskiye atlayan insan

çok fesat ve önyargılıyız sanıyorum. aslında bir yerde herkes bunu yapıyor. sabah uyanıyor evinde ailesiyle, sevgiye vs. duygulara bağlı 1. tip bir ilişkiye giriyor. sonra işe gidiyor profesyonel anlamda çalışanlarla 2. tip bir ilişkiye giriyor. sonra tekrar yollara düşüyor bakkal çakkalla alım satım bazlı farklı bir müşteri tedarikçi ilişkisine giriyor. sonra eve dönüp başa sarıyor. arada tabi çoğaltanlarda olabilir. yani her gün hepimiz ilişkiden ilişkiye atlıyoruz mütemadiyen.

ama asıl akla gelenler yok mu, onları bir elime geçirirsem.*

bana biraz renk ver

başlığa cevap entry olmaz aslında ama, yani şunu bir kadın yolda beni görse şöyle az duygulu vs. bir ortam kurup söylese ,çok şişman değilse, iş güç ne varsa bırakır direk veririm.*

adini feriha koydum emir in yolu

hazal kayanın ayrılmasından sonra dizinin yeni hali, ancak biraz sıkıntılı. ferihasız feriha?

<bkz: adını feriha koydum da ferihayı nereye koydum>

pasif ofsaytta kalan forvet masumiyeti

atılan ara topunun kendisine olmadığı anlayan ve bunu hakeme ve kamuoyuna türlü yollarla anlatmaya çalışan adamın ruh halidir.

iki üç yolla yapılabilir bu iş;

- alakam yok abi bakışları: topçu gelen topa hiç hareketlenmez, aksi yöndede gitmez öyle boş boş yürür. ama özellikle yürür gaza geldi de koşuyor demesinler, "ahan valla ofsayt" demesinler diyerek yürür böyle banane lan futbol mutbol boş iş bakışlarıyla. mario gomez falan çok sık aypar bahsi geçen hareketi.

- bacak aramdan geçti tripleri: oyuncu topun geldiği noktadadır, ister istemez top yakınından geçecektir. çakal topçuda nereye gitsem topa gitti derler, gitmesek de gitti derler diyerek olduğu yerde bacaklarını açar, kolunun kaldırır, topun üzerinden atlar vs. birşeyler yapar, bu ofsayt mı değil mi hala bilmiyorum ama mesela 4-3 biten brezilya arjantin maçında higuain yaptı bunun aynısını.

- ya ben sakatlandım da ondan buradaydı abi olayları: oyuncu bakar ki top o tarafa geliyor ofsayt durumları olacak, şöyle ya ayakkabıyı bağlıyor gibi yapar ya arka bağları tutar, kasıklara, baldırlara bir yerlere yapışır. hiç sanki orada maç edilmiyormuş, 22 tane adam yokmuş gibi davranır. hani sağlıktan önemli mi bir gol abi, durumunu yaşar ki, sonra bir bakarsınız arkadan çıkan takım arkadaşı topu aldı mı birden altı pasa dikilivermiş. bunu da hırvatistanın adını bilemediğim forveti çok sık yapıyor-du-.

sonuç olarak koca koca adamlar sırf "abi biz ofsaytta değiliz" demek için şekilden şekile giriyorlar. bunlar birde yılda böyle milyonlar kazanan, dışarıda havasından geçilmeyen yanına yaklaşılmayan adamlar olunca, bir ofsayt için o hale gelmeleri garip geliyor bana açıkçası. ayrıca belki de hakemliğin tam olarak neden yapıldığı, nasıl bir ego tatmini olduğunu da anlayabiliyoruz burada. bir neyi uzman çavuş, kısa dönem er ilişkisi adeta bu :)